
Nasyonal Sosyalizm, Milliyetçi Sosyalizm, Nazizm ya da Hitlercilik, Almanya’da Adolf Hitler tarafından kurulan yönetim sistemi ve siyasi bir akımdır. Günümüz bilimsel değerlendirmeleri tarafından aşırı milliyetçi sağ düşünüşe bağlı olduğu yönünde sınıflandırılmış olsa da birbirinden uzak iki farklı kavramı birleştirmiş olduğu için senkretik bir ideolojidir.
Temel felsefesi milliyetçilik, sosyalizm, ırkçılık, antisemitizm ve popülizm üzerine kuruludur. Bunların yanını sıra antikomünizm ve antikapitalizm sunmaktadır. Ekonomide korporatizm benimsenir. Nazilerin uyguladığı sosyalizm biçiminde sadece ekonomik olarak korporatizmle paralel gidilir, Marksizm tümüyle reddedilir ve komünizmin Alman ulusu için büyük bir tehdit oluşturduğu düşünülür. Nasyonal Sosyalizm beyaz ırkın diğer ırklardan (siyah-melez) üstün olduğunu ve ırklar arasında var olup süregelen mücadelenin (ırksal kazanımlarını fark edip kullanabilirlerse) üstün olan beyaz ırkın kazanacağını savunur.
Nasyonal Sosyalizm doktrininin ilanı 1898’in Mayıs ayında, ilk kez Fransız teorisyen Maurice Barrès tarafından yapıldı. Barrès, sosyalist bir milliyetçilik fikrini, yabancı egemen Almanya’ya karşı, seçmenleri kazanmak üzere yaymıştı ve sosyalizm’in “liberal bir zehir” olduğunu, ancak nasyonal sosyalizmin, kollektif milliyetçiliği gerçekleştirmenin aracı olduğunu açıklamıştı. Barrès’e göre, işçiler kendi uluslarından işverenlere karşı değil, yabancı işverene ve Yahudi sermayesine karşı mücadele etmeliydi. Barrès’in bu düşünceleri Adolf Hitler’e ilham verdi ve Nasyonal Sosyalist ideolojinin oluşmasında katkı sağladı.
“Nazi” Sözcüğünün Kökeni
Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin Almanca adı, Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei, kısaca NSDAP idi. Aslen Avusturya vatandaşı olan Adolf Hitler’in parti lideri olmasıyla bu adı aldı. Nasyonal Sosyalizm’i benimseyen kişi ve kurumlara “Nasyonal Sosyalist”, “Nazi” veya “Nazist” denir. Nazi sözcüğü “Nationalsozialismus” sözcüğünün kısaltılmış halidir. “National” sözcüğünün “Na”sı, “Sozialismus” sözcüğünün ise “zi”si alınarak oluşturulmuştur.
DAP’den NSDAP’ye
- Ayrıca bakınız: Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi
Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin ilk adı Alman İşçi Partisi (DAP) idi. Adolf Hitler, Alman İşçi Partisi’nin lideri olmadan önce parti milliyetçi ve sosyalist ilkelere sahipti. Henüz partinin ideolojisi Nasyonal Sosyalizm değildi. Hitler’in düşünceleri Alman İşçi Partisi’nin ilkelerine ve düşüncelerine uymakta, hatta onları daha da ileri bir seviyeye taşımaktaydı. DAP’ye üye olan kişiler Hitler’in düşüncelerinden etkilendiler. Hitler’in parti önderi olması üzerine üyeler Nasyonal Sosyalizmi benimsediler. Bunun üzerine partinin adı “Alman İşçi Partisi” iken “Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi” olarak değiştirildi. DAP’nin ambleminde de Gamalı Haç vardı. Partide Nasyonal Sosyalizmin benimsenmesiyle Hitler’in öngördüğü bilindik Gamalı Haç modeli amblem olarak uygulamaya kondu.
Alman Nazizmi
1933’te Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nde örgütlenen Nasyonal Sosyalistler Weimar Cumhuriyeti’nin (Almanya) seçimlerini kazanıp hükümeti kurarak III. Reich’ı ilan ettiler. Bu yeni Alman devletinin resmi adı Büyük Alman İmparatorluğu’ydu. Alman Nazizmi Almanya’nın pek çok cephede zorlu bir savaşa girmesine sebebiyet vererek, Almanya’nın II. Dünya Savaşı sonlarında teslim olduğu 8 Mayıs 1945 tarihine kadar yaşayabilmiştir. Büyük Alman İmparatorluğu’nun kurulmasına engel olduğu iddia edilen tüm insanlar (Yahudiler, Çingeneler, sosyalistler, komünistler, eşcinseller, hayat kadınları ve başka rejim muhalifleri) ağır bir şekilde cezalandırılarak öldürüldüler. Daha sonra dünya bu idamları soykırım olarak adlandırdı.
Nazizmin Doğuşu ve Gelişimi
![]()
Adolf Hitler
1918’de I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Almanya’da Alman imparatoru olan II. Wilhelm tahtı bırakmış ve cumhuriyet kurulmuştu. Bu yeni Alman Cumhuriyetinin adı Weimar Cumhuriyeti idi. Seçime dayalı bu yeni yönetim biçimi, Almanlar için daha önce alışık oldukları monarşi yönetiminden farklı, daha demokratik bir deneyimdi. Seçimler sonucu değişik siyasal partiler parlamentoya girdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı’nın getirdiği büyük altüstlüklere, haksızlıklar ve savaştan yenik çıkmanın vermiş olduğu manevi eziklik de eklenmişti. Naziler bu koşullarda savaşı izleyen işsizlik, yoksulluk ve enflasyondan demokratik kurumların, komünistlerin ve beceriksiz siyaset adamlarının sorumlu olduğunu öne sürüyorlardı. I. Dünya Savaşı’nın sonunda sömürgelerini, ordusu dağıtılıp yerine “Reichswehr” isimli yalnızca gönüllülerden oluşan küçük bir kara ve deniz askeri birliği bulundurmasına izin verilen Almanya, savaş sonrasında bir türlü aşamadığı bu siyasal ve ekonomik bunalım nedeniyle daha da güç durumda kaldı. Böyle bir ortamda ortaya çıkan Naziler, yenilginin verdiği ezikliği üzerinden atamayan ve ekonomik durumu iyice bozulan Alman halkına iş, ekmek ve güçlü bir Almanya vaat ettiler. Almanlar’ın üstün bir ırk olduğunu ve başlarına gelen tüm kötülüklerin sorumlusunun başta Yahudiler olmak üzere Çingeneler, komünistler ve sosyal demokratlar olduğunu söylüyorlardı.
Eski bir asker olan Adolf Hitler, Alman İşçi Partisi isimli siyasi partiye girdi ve 1921’de partinin lideri oldu. Partinin adını Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi olarak değiştirdi. Parti, milliyetçi ve sosyalist bir partiydi. Politikada aşırı Alman milliyetçisi, ekonomide ise sosyalist bir devletçi ekonomi programı benimsenmişti. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi kısaca “Nazi Partisi” olarak adlandırıldı. Parti üyeleri asker üniforması giyer, asker gibi davranır ve Hitler’in ordusuymuş gibi davranırdı. Hitler’in 1921’de kurduğu ve 1925’te yeniden örgütlediği Sturmabteilung (Fırtına Bölüğü), kısa ismiyle SA, Nazi Partisi’nin silahlı kanadıydı. SA’lar kendilerinden olmayan herkesi sindirmek için zor kullandılar.
![]()
Temmuz 1925’te basılmış olan Kavgam kitabı
Hitler önderliğindeki Naziler 1923’te Bavyera eyaletinin yönetimini ele geçirmek için ayaklandılar. Bu olay tarihe “Birahane darbesi” olarak geçti. Darbe girişimi başarısız oldu ve Hitler, kendisine 5 yıl hapis verilmesine karşın 9 ay hapiste kaldı. Hapisteyken kendisinin en büyük destekçilerinden biri olan Rudolf Hess ile tanıştı. Mahkûmiyeti sırasında Naziler’in, kutsal kitapları olarak benimsedikleri “Kavgam” (Mein Kampf) adlı kitabını yazdı. Kitapta Hitler kendi çocukluk ve gençlik yıllarını anlatıyor, Viyana’da geçirdiği yıllarda düşüncelerinin nasıl şekillendiğini anlatıp bunları çeşitli nedenlere bağlıyor, demokrasi küçümseniyor, Alman ırkının üstünlüğü vurgulanıyor, Yahudiler’e karşı düşmanlık tohumları ekiliyor, Nazizmin felsefesiyle beraber amaçları anlatılarak Naziler’in mücadelesi uğruna yapılan haklı ya da haksız her şeyin yararlı ve gerekli olduğu savunuluyordu.
![]()
Cumhurbaşkanı Hindenburg, Hitler’i şansölye (başbakan) ilan ediyor
Adolf Hitler, Almanya’yı Avrupa’nın efendisi yapma isteğini gizleyemiyordu. Ülke geliştikçe ve halkın durumu iyileştikçe Nazi düşünceleri Almanlar arasında yeterince ilgi görmedi. Ama 1929-1932 yılları arasında tüm dünyayı etkisi altına alan Büyük Buhran Almanya’yı büyük ölçüde sarstı. Sonunda %20’leri bulan işsizlik Nazi ülkülerinin yeniden canlanmasını sağladı ve Nazi Partisi ilk büyük başarısını 1930 seçimlerinde kazandı. Ama iktidara gelmelerini sağlayacak yeterli oyu henüz alamamışlardı.
![]()
Alman halkı Hitler’i selamlıyor (1938)
1932 seçimlerinde Nazi Partisi’nin aldığı oylar biraz gerilediyse de başka bazı milliyetçi önderler Hitler’i denetleyebileceklerini düşünerek başbakan olmasında anlaştılar. Böylece Alman Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg, 30 Ocak 1933 tarihinde Hitler’i başbakan olarak atadı. Birkaç ay sonra yapılan 5 Mart 1933 seçimlerinde ise Nazi Partisi oyların % 43.9’unu aldı ve iktidarda kalmaları kesinleşti.[1] 1934’te Hindenburg’un vefatıyla birlikte Hitler, cumhurbaşkanlığı makamını da üstlendi. Böylece Hitler’in diktatörleşme süreci de başlamış oldu.
Hitler, iktidara gelir gelmez yaşamın her alanında Nazi düşüncesini yerleştirmeye çalıştı. Nazi yönetimi, kendine karşı olabilecek hiçbir düşüncenin var olmasına izin vermedi. Hitler, parlamentodan diktatörlük yetkileri aldı. Kısa süre içinde Nazi Partisi dışında tüm partiler kapatıldı. Çalışma yaşamı, eğitim ve öğretim Nazi düşüncesine uygun olarak yeniden örgütlendi. Devlet bir polis devletine dönüştürüldü. SS’ler ve Gestapo (Devlet Gizli Polisi) devlet terörü uygulayarak önce Almanya’da daha sonra da işgal ettikleri topraklarda kendilerine karşı çıkabilecek herkesi öldürdüler, işkenceden geçirdiler ya da toplama kamplarına kapattılar. 1934’ten sonra doğrudan Hitler’e bağlanan koruma birliği anlamına gelen Nazilere bağlı yarı askeri milis kuvveti olan SS’ler (Koruma Timi) Heinrich Himmler tarafından örgütlenmişti. Hitler’in en sadık yoldaşlarından biri olan Joseph Goebbels ise etkileyici konuşmaları ve Nazi Partisi adına yaptığı propagandalar ile Alman halkına Nazizmi aşılıyordu.
Hitler, iktidara geldikten 1 yıl sonra, “Uzun Bıçaklar Gecesi” olarak isimlendirilecek olan 30 Haziran 1934’ü 1 Temmuz 1934’e bağlayan gece üst düzey SA elemanlarının öldürülmesini emretti. Bu görevi SS’lere bağlı askerler gerçekleştirdi. Ernst Röhm başta olmak üzere önemli pek çok SA yöneticisi öldürüldü. Hitler, SA’nın liderliğine ise Viktor Lutze’yi atadı. Bu olaydan sonra Hitler ordu üzerinde tam otorite kurmayı başarmış, önce Avrupa sonra da dünya fethi için güçlü bir Alman ordusu yaratma hazırlıklarına hız vermiştir.
Nazi Partisi, Alman ekonomisinin ve halkın moralinin düzelmesi için devletçi bir politika izleyerek yeni iş imkanları yaratmaya başladı, işçi ve işverenlerin bir arada bulunup uzlaştığı korporatif sendikalar kurdurdu. Bu sendikalar Nazi Partisi’ne bağlıydı ve bunların en büyüğü Alman Emek Cephesi’ydi. Alman halkının morali böylece zaman içinde düzeliyordu ama aynı zamanda ortamda bir kargaşa hakimdi. Naziler halka cesaret aşılayıp onların “üstün bir ırktan olduklarını” söylüyor ve Yahudiler’le birlikte komünistlere karşı düşmanlık tohumlarını ekiyorlardı. Alman halkının Nazi Partisi’ne verdiği destek giderek artıyordu. Öyle ki, o dönemin Alman gençlerinin % 60’ı Nazi Partisi’nin gençlik kolu olan Hitlerjugend (Hitler Gençliği) örgütüne gönüllü olarak katılmıştı.[2] Hitler’in yönetimindeki Almanya’da şehirler modernize edilerek sanatsal ve kültürel alanda ilerleme sağlanmıştır. Ancak bu ilerlemeler II. Dünya Savaşı’nın sonunda tamamen durmuş, hatta yok olmuştur.
Nazilerin aşağı ırk olarak niteledikleri Yahudiler ile siyasal karşıtlarını gönderdikleri ilk toplama kampı 1933’te Dachau’da kurulmuştu. 1939’a gelindiğinde Almanya’da altı toplama kampı vardı. Daha sonra Almanlar işgal ettikleri bölgelerdeki savaş tutsaklarını aşağı ırk olarak gördükleri halkları, komünistleri, sosyal demokratları ve sosyalistleri buralarda kurdukları kamplarda topladılar. Aralarında Polonya’daki Auschwitz’in de bulunduğu bu kamplardaki tutsakları köle gibi çalıştırdılar. Özellikle Yahudiler ve Çingeneler, soylarını yok etmeyi hedefleyen Naziler tarafından, toplu halde gaz odalarında öldürüldü ve ölü yakma fırınlarında yakıldılar.
Hitler, dış politikada, üstün olarak nitelediği Alman ırkını bir araya toplamak ve bu ırkın rahatça yaşamasını sağlayacak “yaşam alanı”nı elde etmek amacıyla önce Avusturya’yı (1938) ardından Çekoslovakya’yı (1939) Alman topraklarına kattı. 1939’da Polonya’yı işgal ederek II. Dünya Savaşı’nı başlattılar. Naziler zafer tutkusuyla Almanya’yı savaşa soktular, binlerce kişinin ölümüne ve birçok kentin yakılıp yıkılmasına yol açtılar. II. Dünya Savaşı’nın Avrupa cephesi 8 Mayıs 1945’te Nazilerin yenilgisiyle son buldu.
Nazizmin Temel Özellikleri
- Nazizm, Alman ırkının üstünlüğünü savunur. Bir kişinin Almanya vatandaşı olması için Alman kanı taşıması gerektiğini savunur. Almanların kendi ırklarından olmayan biriyle ilişkiye girmemesi ve topluma dahi kabul edilmemesi gerektiği öğütlenir. Aksi taktirde ”Alman ırkının üstünlüğünün” bozulacağı iddia edilir.
- Nazizm, irrendantist bir ideolojidir. Başta Avusturya olmak üzere dünya üzerinde Almanca konuşan ve Alman kanı taşıyan tüm devletlerin ve insan topluluklarının ”Büyük Alman İmparatorluğu” adıyla birleşmesini savunmaktaydı.
- Nazizmde siyasi parti, devlete eşdeğerdir. Adolf Hitler iktidara geldiğinde kendi partisi olan Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ni Almanya’nın tek resmi partisi yaparak sembolleri olan Gamalı Haç’ın bayrak halinde olan versiyonunu Almanya bayrağı yapmıştır.
- Vatansever ve milliyetçi bir ideolojidir. Nazizm, ülkede yaşayan her Alman’ın yaşam standardının iyi düzeyde olmasını ve vatandaşların Nazi Partisi’ne ve onun yönetimindeki Büyük Alman İmparatorluğu devletine millî bir bütünlük ve dayanışma içerisinde bağlı olması ilkesini ortaya koyar.
- Çalışkanlık ve disiplin topluma aşılanan değerlerdendir.
- Nazizmde liderlik ilkesi son derece katıdır. Nazi Partisi’nin lideri ve aynı zamanda Almanya’nın devlet başkanı olan Adolf Hitler’e Führer unvanı verilerek her türlü yetkide söz sahibi olunması hakkı tanınmıştır. En önemli kararları Führer verirdi ve en son sözü daima o söylerdi.
- Toplumun yapısı Sosyal Darwinizm’in öngördüğü şekildedir. Nazizm’de amaç Alman toplumundaki en iyi kişileri ayıklayarak tüm ülkede baskın hale getirmektir. Bu kişiler uzun boylu, mavi gözlü, sarışın, zeki, çevik ve atletik kişilerdi. Nazilere göre bu “mükemmel“ kişiler zaman içinde toplumda baskın hale gelecekti ve ari ırk olan Alman ırkının üstünlüğü en doğal haliyle ortaya çıkacaktı.
- Günümüzde Alman nazizmi, İtalyan faşizmi ile eşdeğer tutulur ancak bu doğru bir düşünce değildir. Faşizmin ve Nazizmin uygulanış biçiminde, düşünce yapısında ve amaçlarında çeşitli benzerlikler olduğu kadar farklılıklarda vardır.
Alman nazizmi ile İtalyan faşizmi arasındaki farklar şöyle sıralanabilir:
- Uzun süre yapılan araştırmalar faşizmin nazizmin aksine köken olarak antisemitist olmadığını, antisemitizmin faşizme Benito Mussolini’nin Almanya’yla Mihver ittifakını kurduktan sonra Alman etkisiyle dâhil olduğunu savunuyordu. Yeni çalışmalar bu bakış açısını şüpheli bulmaktadır. Bu çalışmalara göre 1919 yılından itibaren faşist önderler sürekli olarak antisemitist sloganlar kullanmışlar ve düşünceler açıklamışlardır. Antisemitizm daha önce düşünüldüğü gibi 1930ların sonlarına doğru faşizme dâhil olmamış, her zaman faşizme içkin olarak varolmuşken, yıllar süren radikalleşme sonucu ön plana çıkmıştır. 1938’den sonraki Yahudi düşmanı yasal düzenlemeler bu radikalleşmenin sonucudur. Ancak Nazi devleti Yahudileri kitle halinde katlederken, İtalyan faşistleri haklarını alma, dağıtma ve sürme yöntemlerini kullanmışlardır.
- İtalyan faşizminde nazizmde olduğu gibi bir ırk ideolojisi yoktur. “Irk” sözcüğüyle en azından 1938’e kadar biyolojik ya da kökensel bir şey ifade edilmemiş, daha çok “asalet” düşünülmüştür. 1938 sonrası biyolojik çağrışımları olan bir ırkçı söylem faşizm içinde yaygınlaşır. Irkçılık öncelikle siyah Afrikalılara, sonra da Slavlara yönelmiştir. Daha sonraları da antisemitist tonlar almıştır.
![]()
Nazizmin sembolü olan Gamalı Haç
- Faşist “yeni düzen” anlayışı nazizmin modelinden farklıdır. Hitler’in “ırk devleti” anlayışı yerine Mussolini rejimi eski elitin bir araya getirilmesi ve geleneksel bir iktidar ve yayılma politikasına dayanan kuvvetli bir devleti amaçlamaktadır.
- İtalyan faşizmi en başından itibaren savaş sürdürmüş, Libya ve Etiyopya’da sömürgecilik tarihinde benzeri olmayan ve II. Dünya Savaşı sırasında çok büyük oranlara varan bir şiddet kullanmıştır: Kitlesel göçertme politikası, cinayetler, savaş tutsaklarının topluca öldürülmesi, toplama kampları ve zehirli gazların kullanılması. 1930 yılında Cyrenaika ayaklanması sonrasında kamplara kapatılan insanlardan 40 bini 1933 yılına kadar ölmüştür.Mussolini’nin bu uygulamaları Hitleri çok büyük oranda etki altında bırakmıştır. Etiyopya’nın işgalinin ne kadar ölüye malolduğu bilinmiyorsa da, tahminler ülkenin 10 milyonluk nüfusunun 2.300.000-3.660.000’inin öldüğü yolundadır.
- Faşizm, Nazizm gibi katı bir lider disiplinine dayanır. Ancak bunun Alman diktatörlüğündeki gibi radikal sonuçları yoktur. Kendisine Duce unvanı verilmiş olan Benito Mussolini ideolojik olarak önplana çıkarılır, ancak kendisinin yanında Büyük Faşist Meclisi ve kralın da adı geçer.
- İtalyan faşizmi nazizme göre çok daha fazla eski monarşinin elitlerinin, askerin, sanayinin ve kilisenin egemenlik uzlaşmasına dayanır. Nazizmse kısa süre içinde geleneksel toplumsal katmanlarla olan ilişkisini ortadan kaldırmıştır.
- Faşizmin devletçiliği SS tarafından belirlenen, halkçı Nazi devletçilik karşıtlığından ayrılır. Nazizmde açıkça partinin devlet karşısındaki üstünlüğü vurgulanır. Bunun sonucunda Naziler eskiden kalan normsal ve kurumsal sistemleri ortadan kaldırmışlardır. Buna karşın İtalyan Faşistleri yeni kurumlar geliştirdilerse de mevcut düzene önemli ölçüde el sürmemişlerdir.
- İtalyan faşizminin politik kurbanlarının sayısı Nazizme göre belirgin ölçüde azdır. Faşist rejim karşıtlarını öldürse ve idam etse bile karşıtlara yönelik idam cezası verilmesi İtalya’da az görülür. Sonuçta Mussolini’nin ve Kara Gömlekliler’in (Paramiliter Faşist Çetelerin) terörü Nazilerin aksine iktidarda kalmalarına yetmemiştir.
Nazilerin Yaptığı Propagandalar
![]()
Alman Propaganda Bakanlığı’nca hazırlanan bir poster: “Danzig Alman’dır.”
Almanya’daki çoğu propaganda Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı (Almanca’daki kısaltmasıyla “Promi”) tarafından yapılmıştır. Joseph Goebbels, Hitler 1933 senesinde göreve geldikten kısa bir süre sonra bu bakanlıktan sorumlu olmuştur. Tüm gazeteciler, yazarlar ve sanatcılar bakanlığın basın, güzel sanatlar, müzik, tiyatro, film, edebiyat veya radyo alt odalarından birine kayıt olmak zorundaydı.
Naziler amaçlarına ulaşmak için propagandayı hayati bir araç olarak görmüşlerdir. Almanya’nın Führer’i Adolf Hitler, I. Dünya Savaşı’ında Müttefiklerin yaptığı propagandanın gücünden çok etkilenmiş ve moralin çökmesi ve 1918 senesinde deniz kuvvetleri ile cephede çıkan isyanların ana sebebinin bu olduğuna inanmıştı. Hitler hemen hergün Goebbels ile buluşup haberleri tartışmak için bir araya gelir ve Göbbels konuyla ilgili Hitler’in fikirlerini alırdı. Göbbels daha sonra üst düzey bakanlık yetkilileriyle görüşüp dünyada gelişen olaylarla ilgili resmi parti görüşlerini iletirdi. Yayıncılar ve gazeteciler çalışmalarını yayınlamadan önce onay almak zorundaydılar. Buna ek olarak Adolf Hitler ve Reinhard Heydrich gibi üst düzey Naziler yanlış olduğunu bildikleri bilgileri yaymakta ahlaki bir problem görmezlerdi. Gerçekten de bilerek yanlış bilgi vermek Büyük Yalan denilen doktrinin bir parçasıydı.
II. Dünya Savaşı’nın başlamasından önce Nazi propagandasının hitap ettiği birkaç ayrı grup vardı:
- Alman halkına, Nazi Partisi’nin ve Almanya’nın yabancı ve iç düşmanlara (özellikle Yahudiler) karşı yaptığı mücadele hatırlatılırdı.
- Çekoslavakya, Polonya, Sovyetler Birliği ve Baltık devletleri gibi ülkelerdeki etnik Almanlar’a, Almanya ile kan bağlarının yeni ülkelerine olan bağlılıklarından daha güçlü olduğunu söylenirdi.
- Fransa ve Birleşik Krallık gibi potansiyel düşmanlara, Almanya’nın o ülkelerin halkları bir sorunu olmadığını ama hükümetlerinin Almanya ile savaş başlatmak istediği söylenirdi.
- Tüm halklara Almanya’nın kültürel, bilimsel ve askeri başarıları hatırlatılırdı.
4 Şubat 1941’de Stalingrad Muharebesi’nin bitimine kadar Alman propagandası Alman güçlerinin kabiliyetleri ve Alman askerlerinin sözde insaniyetlerine vurgu yapıyordu (Toplama kamplarında Yahudilerin toplu katliamları bu noktaya kadar hemen hemen hiç bilinmiyordu). Bunun karşısında İngiliz ve Müttefik güçleri korkak katiller ve Amerikalılar ise özellikle Al Capone benzeri gangsterler olarak gösteriliyordu. Alman propagandası aynı zamanda Amerikalılar ve İngilizleri birbirine, ve her iki batılı gücü Soviyetlere yabancılaştırmaya çalışıyordu.
Stalingrad’dan sonra ana tema Almanya’nın “Batı Avrupa kültürü”‘nü “Bolşevik çeteler”‘den koruyan yegane güç olmasına dönüştü. V-1 ve V-2 “intikam silahları” İngilizler’e çaresizliğe ikna etmek için kullanıldı.
Nazi Almanyası’ndaki Uygulamalar ve Sosyal Yaşam
Nürnberg Yasası
Yeni Nazi hükûmeti Çingeneleri, eşcinselleri ve özellikle Yahudileri fişlemeye başladı ve farklı etnik kökenlerden olanların evlenmesini veya ticari ilişkide bulunmasını yasakladı. İdeolojik düşmanları gördükleri komünistleri ve sosyal demokratları siyasetten çıkarıp hapse mahkum ettirdiler ya da öldürdüler.
“Kristal Gece” Olayı
9 Kasım 1938 gecesi Naziler, Yahudiler’e ve Polonyalılar’a ait işyerlerini, evleri ve sinagogları yağmaladı. Ardından bunu Propaganda Bakanlığı’nı kullanarak hükûmete karşı bir ayaklanma girişimi gibi gösterdi.[3] Pek çok Yahudi sınırdışı edildi veya toplama kamplarına gönderildi. Holokost’a giden yolun ilk adımı atıldı.
Reichswehr’den Wehrmacht’a
Reichswehr, Hitler’e göre bir utanç kaynağıydı. Çünkü Reichswehr zorunlu askere alma işlemi gerçekleştiremiyor, kurmay subay yetiştiremiyor veya İtilaf Devletleri’nin sahip olduğu ağır silahlardan daha ağır bir silah üretemiyordu. Ülkenin asker sayısı jandarma kuvvetleride dahil olmak üzere 100.000 ile sınırlı tutulmuştu.[4] Hitler öncelikle gelecek vaad eden subayları gizlice yurtdışına Kurmay Eğitimi için yolladı. Ardından 1936 yılında Rhein havzasının silahlandırılması ile Versay Antlaşması’nı reddettiğini açıkladı. Hemen ardından ordunun ismini Reichswehr’den Wehrmacht’a çevirdi. Wehrmacht’a hızlı bir sanayi altyapısı sağladı. Wehrmacht’ın araç ihtiyacını Krupp ve Porsche ikilisi karşılarken top gibi ağır silahlar için Rheinmetal’i kullandı. IG Farben tıbbi ve lojistik ihtiyaçları karşılarken, Siemens gibi firmalarda yeni gelişmekte olan elektronik/radar/haberleşme gibi ihtiyaçlara karşılık verdiler. Üç yıl gibi kısa bir sürede Wehrmacht Panzer, Mekanize Piyade, Motorize Piyade tümenlerine sahip oldu. Eski topları ve anti-tank silahlarını PAK serisi ile yenilemeye girişti.[kaynak belirtilmeli]
Kriegsmarine
Hitler ve kurmaylarına göre deniz kuvvetleri olası bir savaşta Müttefik kuvvetler ile başa baş mücadele edebilecek bir kapasiteye gelemeyecekti. Esas amacı düşmanı oyalamak ve kaynaklarının ulaşımını engelleyecek bir donanma kurmak istedi bunun için de Plan Z’yi yürürlüğe koydu. Böylece yeni deniz kuvvetlerinin belkemiği ağır ve hafif kruvazörler ile denizaltılar üzerine kuruldu. Buna rağmen Plan Z, iki adet zırhlı kruvazör içermekte ve Ferdinand von Zeppelin gibi bir uçak gemisi yapılmasını da öngörmekteydi.[5]
Luftwaffe
Versay Antlaşması Almanya’nın hava kuvvetleri bulundurmasını yasaklamaktaydı. Ancak anlaşma Hitler tarafından reddedilince kurmaylarının da tavsiyesi ile Luftwaffe’yi kurdu ve güçlendirmeye başladı. Öncelikle kara kuvvetlerinden büyük bir subay transferi gerçekleştirdi. Ardından bazılarına Naziler’inde öncelik ettiği Junkers, Heinkel, Messerschmitt Focke-Wulf gibi firmalardan hava kuvvetleri için planlar çizmesini ve uçaklar üretmesini istedi. Luftwaffe aynı deniz ve kara kuvvetlerinde olduğu gibi dakik savaşabilecek şekilde tasarlanmıştı. Bunun için Junkers Ju 87 gibi pike bombardıman uçağı ve yakın muharebe araçlarının üretimine öncelik verdi.[6]
Kültürel hayat ve sosyal yaşam
![]()
Hitler Gençliği (Hitlerjugend) spor organizasyonu
Alman halkının günlük ihtiyaçlarını genel anlamda parti düzenliyordu. Genç Alman erkekleri için Hitler Gençliği, Alman kızları için ise Genç Bayanlar Birliği kurulmuştu. Gençlerin bu kulüplere üye olması zorunlu tutuluyordu. Alman halkı için kurulmuş Volkswagen gibi firmalar ise üretilen malları ihraç etmek yerine Alman halkına ucuz bir biçimde satıyordu. Sportif faliyetler için neredeyse her kasabaya bir yüzme havuzu açılmış, atletik sporlar desteklenmiştir. 1936 Yaz Olimpiyatları ise Almanya’da yapılmıştır.
Savaş başladıktan sonra Alman halkında kamuoyu yönlendirmeleri için ise Joseph Goebbels tarafından Propaganda Bakanlığı kurulmuştur.
Ekonomi
Alman Ekonomisi, Hitler tarafından bazı özel programlar ile oldukça hızlı bir şekilde denge altına alındı. Büyük Buhran’da %15’lerde olan işsizlik, %0’lara çekildi. Ayrıca Fransa, Belçika ve Danimarka’dan sayıları milyonları geçen işçiler ülke içinde istihdam edildi. Hitler büyük patronlara gerektiğinde döviz ve ucuz hammadde sağlıyor, buna karşılık onların politik desteğini alıyordu. Savaş başladıktan sonra esirleri de işgücü olarak yine belli başlı patronlara verdi. Almanya’nın oldukça büyük petrol ve metal açığı vardı. Demir ihtiyacını İsveç ve Norveç’ten, kromu Sovyet Rusya ve Türkiye’den, petrolü ise genellikle Romanya ve Bavyera’dan karşılıyordu. Savaşın sonlarına doğru Romanya’nın düşmesi, Türkiye ve İsveç’in ambargosu ve Norveç ile ticaretin İngiltere Filosu tarafından kesilmesi nedeniyle büyük hammadde sıkıntıları yaşanmıştır. Hitler’in emri ile batıda bulunan sanayi kuruluşlarında sadece üretim kısıtlayıcı önlemler alınırken Sovyetler’e geçebilecek olan sanayi kuruluşları toptan imha edilmiştir.
Nazizmin II. Dünya Savaşı’ndan Sonraki Durumu
I. Dünya Savaşı’nın hemen ardından ortaya çıkan bu ideoloji, bugün milletlerarası siyasi ve toplumsal alanda kabul görmemektedir. Ancak günümüz bireylerinin bazıları Adolf Hitler’e sempati ile yaklaşılmakta, Hitler’in bazı düşüncelerinde haklı olduğu görüşünü belirtmektedir. Bugün halen açık veya gizli eylemlerle faaliyetini çeşitli ülkelerde sürdürmeye çalışmaktadır. Bunlar arasında Almanlar’ın Almanya Milliyetçi Demokratik Partisi ve Neonazileri, İngiliz Skinhead ve holiganları yanında Amerika’da Ku Klux Klan üyeleri gibi daha birçok ufak tefek grup ve akımlar mevcuttur. Almanya başta olmak üzere birçok ülkede Nazilerin açıkça siyasi ve dernek çalışmaları sınırlandırılmış veya yasaklanmıştır. Nazizm ve Hitler hakkındaki tartışmalar günümüzde de halen devam etmektedir.
İlgili filmler
- Steven Spielberg, Indiana Jones and the Last Crusade (Indiana Jones: Son Macera) (1989)
- Steven Spielberg, Schindler’s List (Schindler’in Listesi) (1993)
- Roberto Benigni, Life is Beautiful (Hayat Güzeldir) (1997)
- Roman Polanski, The Pianist (Piyanist) (2002)
- Menno Meyjes, Max (Genç Hitler) (2002)
- Bernd Eichinger, Downfall (Çöküş) (2004)
- Zwartboek, aka Black Book (2006)
- Stefan Ruzowitzky, Karl Markovics (Kalpazanlar) (2007)
- Bryan Singer, Operation Valkyrie (Operasyon Valkyrie) (2008)
- Mark Herman, The Boy in the Striped Pyjamas (Çizgili Pijamalı Çocuk) (2008)
- Quentin Tarantino, Inglorious Basterds (Soysuzlar Çetesi) (2009)
________********************________
wikipedia

Nasyonal Sosyalizm von Gizemli steht unter einer Creative Commons Namensnennung-NichtKommerziell-KeineBearbeitung 3.0 Unported Lizenz.
Beruht auf einem Inhalt unter https://gizemdolu.wordpress.com/2012/04/20/nasyonal-sosyalizm/.
