
Aslantepe Höyüğü’nde “dünyanın en eski kerpiç sarayı” olduğu belirtilen yapı gün yüzüne çıkartılıyor.

Aslantepe Höyüğü’nde “dünyanın en eski kerpiç sarayı” olduğu belirtilen yapı gün yüzüne çıkartılıyor.

Fatih’in oğlu Cem Sultan’la ilgili Vatikan Gizli Arşivleri’nde yer alan çok çarpıcı iki belge ortaya çıktı.

Dünyanın ilk mabedi olarak bilinen Göbeklitepe’de ve Karahan Tepe’yi araştırmak üzere Britanyalı yazar Graham Hancock, Şanlıurfa’ya geldi.

Kayseri’de yapılan arkeolojik kazılarda bulunan 4 bin yıllık kara büyü tableti herkesi şaşırttı.

BURSA’nın Yenişehir İlçesi’nde, duvar kalıntılarının bulunduğu Osmanlı’nın ilk sarayı gün ışığına çıkarılmayı bekliyor. Sarayın Matrakçı Nasuh’un günümüze ulaşan gravürlerinde yer aldığını belirten araştırmacı- yazar Nurettin Baydur, sarayı tamamının ortaya çıkarılması için çalışma başlatılmasını istedi.

Osmanlı dönemi Bahriye Mektebi’ne ilişkin önemli bir makale yayınladı. Makalede, Bahriye Mektebi’nin tarihine ilişkin çarpıcı bilgiler var.

Sultan II. Abdülhamid’in bilinmeyen bir yönü daha ortaya çıktı. İlk kez gün yüzüne çıkan Sultan II. Abdülhamid dönemine ait 150 harita ve planı bu yönünü ortaya koyuyor.

Osmanlı dönemine ait milyonlarca arşiv belgesinin tamamı gelecek yıldan itibaren dijital ortamda olacak. Osmanlı fermanları ve defterlerinin bulunduğu arşive Amerika’daki bir araştırmacı tek tıkla ulaşabilecek.

Kanuni Sultan Süleyman’ın kalbinin ve iç organlarının Macaristan’da nereye gömüldüğü yüzyıllardır tartışma konusu. Macar bilimadamları altın leğende gömüldüğü söylenen kalbi ararken, Zigetvar yakınlarındaki Üzüm Tepesi’nde kayıp bir Osmanlı kasabasını keşfetti. Kanuni’nin geçici mezarı olan türbeye çok yaklaşıldığı açıklandı.

Dünyada sigortacılık sistemi bilinmezken Anadolu’da 800 yıl önce bu kervansaraya gelen tüccarların can ve mal güvenliklerinin Anadolu Selçuklu Devleti tarafından sigortalandığı ortaya çıktı.

Denizli’deki bir mermer fabrikasında traverten kesimi yapan işçilerin dikkati, yaklaşık 1 milyon 500 bin yıl öncesinden kalma gergedan fosilini ortaya çıkardı.

Tarihimizde tozlu sayfalar arasında kalmış ve bugün için belki de garip addedebileceğimz satırlar bulunmaktadır. Bu sayfalar karıştırıldığı takdirde karşımıza çıkan bazı anekdotlar kimi zaman heyecan verici olabilmektedir…..

Dünya imparatorlukları içindeki hükümdarlar eğer bir tasnife tâbi tutulacak olurlarsa, şurası bir gerçek ki, hiçbir devletin hükümdarları Osmanlı padişahları kadar edebiyata ve şiire ilgi göstermemişlerdir…..

Dünyanın ilk isabetli torpido atışı yapabilen ilk denizaltısı, ülkemize getirilen ilk araba ve telefona kadar bir çok gelişmenin öncüsü olan Sultan II. Abdulhamid teknolojiye ve yeniliklere merakıyla ilklerin padişahı oldu.

Sultan III. Mehmed temsili
Eskilerin Farsça bir sözü var: “Suhan-ı mülûk, mülûk-i suhan est” Yani “Sultanların sözü, sözlerin sultanıdır.” Osmanlı padişahlarının hemen hepsi şiirle yakından ilgilenmişler ve bir kısmı divan oluşturacak derecede manzumeler kaleme almışlardır. Örneğin Yavuz Sultan Selim, Farsça bir divan sahibidir. Oğlu Kanunî’nin Muhibbî mahlasıyla yazdığı gazeller sayısı 3000 civarındadır. Onun oğlu II. Selim Han az da olsa benzersiz beyitler (mısra-ı bercesteler) söylemiştir. Az ama öz söyleyenlerden biri de II. Selim’in torunu Sultan III. Mehmed’dir. Şiirlerinde Adlî ve Adnî mahlaslarını kullandı. Zulme rızası olmadığını ve daha niçe şeyleri bir gazelinde şöyle açıkladı: