
Bosna Hersek’te, Osmanlı dönemine ait mezar taşları, farklı şehirlerde yapılan arkeolojik çalışmalarla yeniden toprak üstüne çıkarılıyor.

Bosna Hersek’te, Osmanlı dönemine ait mezar taşları, farklı şehirlerde yapılan arkeolojik çalışmalarla yeniden toprak üstüne çıkarılıyor.

Ben Hur romanının yazarı, asker, devlet adamı, ressam ve müzisyen Lew Wallace’ın 2. Abdülhamid’le dostluğu ortaya çıktı.

Yaklaşık 100 milyon belge ve defterin muhafaza edildiği Osmanlı Arşivleri, birçok soruya da cevap olacak…

Osmanlı Devleti’nin son savaşına girişinin 100. yıldönümünde önemli belgeler ortaya çıktı.

BURSA’nın Yenişehir İlçesi’nde, duvar kalıntılarının bulunduğu Osmanlı’nın ilk sarayı gün ışığına çıkarılmayı bekliyor. Sarayın Matrakçı Nasuh’un günümüze ulaşan gravürlerinde yer aldığını belirten araştırmacı- yazar Nurettin Baydur, sarayı tamamının ortaya çıkarılması için çalışma başlatılmasını istedi.

Osmanlı dönemi Bahriye Mektebi’ne ilişkin önemli bir makale yayınladı. Makalede, Bahriye Mektebi’nin tarihine ilişkin çarpıcı bilgiler var.

Sultan II. Abdülhamid’in bilinmeyen bir yönü daha ortaya çıktı. İlk kez gün yüzüne çıkan Sultan II. Abdülhamid dönemine ait 150 harita ve planı bu yönünü ortaya koyuyor.

Osmanlı dönemine ait milyonlarca arşiv belgesinin tamamı gelecek yıldan itibaren dijital ortamda olacak. Osmanlı fermanları ve defterlerinin bulunduğu arşive Amerika’daki bir araştırmacı tek tıkla ulaşabilecek.

Kanuni Sultan Süleyman’ın kalbinin ve iç organlarının Macaristan’da nereye gömüldüğü yüzyıllardır tartışma konusu. Macar bilimadamları altın leğende gömüldüğü söylenen kalbi ararken, Zigetvar yakınlarındaki Üzüm Tepesi’nde kayıp bir Osmanlı kasabasını keşfetti. Kanuni’nin geçici mezarı olan türbeye çok yaklaşıldığı açıklandı.

Tarihimizde tozlu sayfalar arasında kalmış ve bugün için belki de garip addedebileceğimz satırlar bulunmaktadır. Bu sayfalar karıştırıldığı takdirde karşımıza çıkan bazı anekdotlar kimi zaman heyecan verici olabilmektedir…..

Dünya imparatorlukları içindeki hükümdarlar eğer bir tasnife tâbi tutulacak olurlarsa, şurası bir gerçek ki, hiçbir devletin hükümdarları Osmanlı padişahları kadar edebiyata ve şiire ilgi göstermemişlerdir…..

Sultan III. Mehmed temsili
Eskilerin Farsça bir sözü var: “Suhan-ı mülûk, mülûk-i suhan est” Yani “Sultanların sözü, sözlerin sultanıdır.” Osmanlı padişahlarının hemen hepsi şiirle yakından ilgilenmişler ve bir kısmı divan oluşturacak derecede manzumeler kaleme almışlardır. Örneğin Yavuz Sultan Selim, Farsça bir divan sahibidir. Oğlu Kanunî’nin Muhibbî mahlasıyla yazdığı gazeller sayısı 3000 civarındadır. Onun oğlu II. Selim Han az da olsa benzersiz beyitler (mısra-ı bercesteler) söylemiştir. Az ama öz söyleyenlerden biri de II. Selim’in torunu Sultan III. Mehmed’dir. Şiirlerinde Adlî ve Adnî mahlaslarını kullandı. Zulme rızası olmadığını ve daha niçe şeyleri bir gazelinde şöyle açıkladı:

İngilizler, daracık meclisinden soldan trafiğine kadar her şeyde “elden ayrıksı” oldukları gibi, ölçüleri de başkalarınkine benzemez. Onlar gibi bir imparatorluk olduğu için, Osmanlıların da kendilerine has ölçüleri vardı. Eski fıkıh kitaplarında geçen bazı ölçüler ise çok eskilerden kalmadır. İngilizler kimseye benzemeyen bu ölçülerinden hiç gocunmazken, Türkiye, 1931 senesinde kaç asırlık geleneğine yüz çevirip, Avrupalıların kullandığı ölçüleri kabul ediverdi. Buna da Avrupa ile -esasında o zaman pek cılız olan- ticarî işlerde paralellik gerekçe gösterildi. Avrupa ile münasebetleri daha eski ve güçlü olan İngiltere ve Amerika’nın aklında böyle bir uyanıklık nedense hiç aklına gelmemişti.

Osmanlı padişahlarından bazıları sahip olduğu meziyetler ile ön plana çıkarlar. Bilhassa silahşörlük alanında daha gençlik yıllarından itibaren iyi bir eğitim aldıkları bilinir. Fatih Sultan Mehmed’in Belgrad seferinde, yalın-kılıç düşman ordusunun içerisine daldığı ve pek çok askeri öldürdüğü tarihi kayıtlarda mevcuttur. Cem Sultan’ın gürz sallamada devrinin en önde gelenlerinden olduğu Cihannümâ isimli tarih kitabında geçiyor. Bu sultanlar arasında ihtişam ve kudretiyle ayrı bir yere sahip olan IV. Murad Han’ı unutmayalım. Zira attığı cirit çok uzaklara ulaşacak ve yaklaşık 30 metreden bir yumurtayı o zamanın tüfeğiyle vuracaktır…